Harfler ve Notalar (2007)
Hasan Ali Toptaş'tan alçak sesli denemeler. Metinleri nasıl okuduğuna ve kendi metinlerini nasıl kurduğuna dair küçük sırlar.
Uykuların Doğusu (2005)
"Hatta, böyle zamanlarda yastığın hizasından eşyalara doğru bakarken, çoğu kez, insan herhalde uykudan kalkınca hemen uyanamıyor da, bir şeyleri gördükçe, o gördüğü şeyler kadar parça parça uyanıyor, diye düşünüyordum.
Bin Hüzünlü Haz (1999)
"Beni en çok suçtan arınmışlığım tedirgin ediyor. Uzunca bir süredir, ruhumun derinliklerinde bütün şiddetiyle hissediyorum bunu..." Hasan Ali Toptaş'a 1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü kazandıran romanı Bin Hüzünlü Haz işte bu cümlelerle başlıyor.
Ben Bir Gürgen Dalıyım (1997)
Artık kendimi tutamayıp ikide bir iç çekiyor, durup dururken hüzünleniyor, ya da gözlerini bir noktaya dikerek dalıp dalıp gidiyorum.
Kayıp Hayaller Kitabı (1996)
"Gerçek nereye gizlenirse gizlensin arada bir kendiliğinden parlayıp söner..." böyle söylüyor Dede. Belki de bu yüzden her sabah uyanıp gizemli aşkının peşinde sokağa fırlıyor, kimselere sezdirmeden vücudunda bir delikanlı saklıyor; aşık ve tutkulu bir delikanlı.
Gölgesizler (1995)
Bir köyde aniden birileri kaybolur, ama bu öyle bir kayboluştur ki sanki buharlaşmış ya da yer yarılmış içine düşmüşlerdir... Cıngıllı Nuri, Güvercin, onları aramaya kente kadar giden Muhtar, aklını yitirip kar neden yağar diye sorup duran Cennet'in oğlu, tıraş bıçağı almaya gidip kaybolan berber çırağı...
Sonsuzluğa Nokta (1993)
Karım hala dönmedi. Artık ne Rasim'in ne de Turan'ın yüzünü düşleyebiliyorum. İsvan'sa zaten yok. Tabanca elimde bekliyorum.
Ölü Zaman Gezginleri (1993)
Zamanın ve mekânın sonsuzca çeşitlendiği ve bu gelgitler içinde yok olduğu, hayalle gerçeğin, yaşamla ölümün birbirinin içinde eridiği öyküler bunlar.
Yalnızlıklar (1990)
Hasan Ali Toptaş'ın daha önce kitap olarak yayınlanmamış yapıtı Yalnızlıklar, bir yalnızlıklar atlası, alfabesi, sözlüğü. Bu sözlüğün bir maddesinde "kendimizi alıp kaçtığımız dilsiz bir at" oluyor yalnızlık.